Türkiye — ABD: eksiklerle düşük tempolu bir karşılaşma
Milli Takımımız, Dünya Kupası'na havlu atmasına rağmen Los Angeles'ta ABD karşısında son bir veda maçına çıkıyor. Vincenzo Montella’nın öğrencileri için bu karşılaşma sadece bir formaliteden ibaret değil; sıfır puan ve sıfır golle dönmek istemiyorlar. Ev sahibi ABD ise gruptan lider çıktığı için rahat bir nefes alsa da Mauricio Pochettino, oyuncularını eleme turlarına hazırlamak adına rotasyonu tercih ediyor.
ABD’nin rotasyonu bahsin anahtarı
Pochettino’nun kararı maçın kaderini belirleyecek gibi görünüyor. Chris Richards, Antonee Robinson, Tyler Adams ve Folarin Balogun sarı kart ceza sınırında oldukları için ilk 11’de yer almayacak. Üstelik yıldız isim Christian Pulisic'in buzağı sakatlığı nedeniyle riske edilmesi beklenmiyor; en fazla sonradan oyuna girebilir.
Bu dört oyuncu, ABD’nin hem hücumdaki en tehlikeli silahı hem de savunmanın bel kemiğiydi. Balogun’suz bir forvet hattı, Adams’sız bir orta saha ve Robinson’suz bir sol kanat, Amerikalıların tempolu ve agresif oyununu doğrudan etkileyecek. Pochettino, basın toplantısında “üçte üç yapmak istiyoruz” dese de sahaya süreceği ikinci kademe oyuncularının takım kimyasını tutturmakta zorlanması muhtemel.
Türkiye’nin motivasyonu ve savunma direnci
Montella, istifa çağrılarına rağmen takımı ateşlemeye çalışıyor. “Yarın bizim için önemli bir maç” diyen İtalyan hoca, tüm yıldızlarını sahaya sürmeye hazırlanıyor. Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız gibi isimler büyük ihtimalle ilk 11’de olacak. Tek endişe, hücumdaki bitiricilik sorunu; Paraguay ve Avustralya karşısında sıfır çeken bir takım için gol bulmak her şeyden önce bir psikolojik sınav.
Ancak Türkiye’nin savunma yönü hiç de fena değil. İki grup maçında kalesinde sadece üç gol gören Milli Takım, özellikle Paraguay karşısında uzun süre direnç göstermişti. ABD’nin eksik kadrosu karşısında bu direnci kırmak kolay olmayacak. Ayrıca maçın Los Angeles’taki atmosferi ABD’ye yarı ev sahibi avantajı verse de, rotasyonlu bir takımın coşkusu sınırlı kalabilir.
Her iki takımın da farklı nedenlerle agresif başlaması beklenebilir; ABD taraftarı önünde hata yapmak istemez, Türkiye ise onurunu kurtarmak ister. Ancak bu durum, karşılıklı gol düellosu yerine daha kontrollü ve düşük tempolu bir oyuna yol açabilir. Zira ABD, kritik oyuncularını riske atmamak adına geriye yaslanabilir; Türkiye ise hücumda yaratıcılık sıkıntısı çektiği için pozisyon üretmekte zorlanacaktır.
İstatistikler de bu öngörüyü destekliyor: İki takımın son maçlarında toplam gol sayısı genellikle 2’nin altında kaldı. ABD’nin son iki Dünya Kupası maçında 2 ve 4 gol atması dikkat çekici olsa da, bu kez Balogun ve Pulisic gibi isimler yok. Türkiye ise turnuvada henüz gol sevinci yaşamadı. Tüm bu veriler, maçın 2,5 gol barajının altında kalma ihtimalini güçlendiriyor.














