Bosna Hersek — Katar: korkunun gol değil, baraj kurdurduğu gece
Grup B'nin son perdesi: iki takım, iki birer puan, tek bir kullanılabilir sonuç — galibiyet. Beraberlik ikisini de elerken, mağlubiyet kâbusu her ikisinin de aklını başına getiriyor.
Piyasanın hikâyesi basit ve baştan çıkarıcı: çaresiz iki ekip kontrolü rüzgâra savuruyor, üstelik 0-6 yiyen bir Katar geliyor. Romantik bir anlatı, ama maçın gerçek doğasıyla pek örtüşmüyor.
O 0-6 bir hasar tespiti, gerçek bir okuma değildi
Katar'ın Kanada karşısındaki çöküşü neredeyse tamamen kırmızı kartların eseriydi. Önce Hammam el-Emin 33'te, ardından Asım Madibo 53'te oyundan atıldı; gerisi dokuz kişiyle ayakta kalma mücadelesiydi.
On bire on bir oynadığında ise tablo bambaşka. İsviçre'yi tek golle tutan, 90+5'te Khoukhi'nin kafasıyla ilk Dünya Kupası puanını söken bir Katar gördük. Lopetegui'nin ilk içgüdüsü organizasyon ve kontra; gol ziyafeti vermek değil.
Tabii cezalılar can yakıyor: el-Emin ve Madibo'nun yokluğu sol bek hattını ve orta sahadaki top kazanma işçiliğini zayıflatıyor. Yine de bu, savunma disiplinini topyekûn yok eden bir kayıp değil.
Topu eline alan Bosna pek de keskin değil
İşin asıl ironisi şu: Bosna, topu alıp rakibi açması istendiğinde tarihsel olarak körelen bir takım. On kişi kalan İtalya'yı ancak penaltılarla geçtiler, Galler'i de aynı şekilde — hem de Dzeko'nun kafa golüyle.
Hazırlık karnesi de bunu doğruluyor: Kuzey Makedonya ile golsüz, Panama ile berabere. "Sonuç, güzellik değil" diyen yerel basın boşuna uyarmıyor — Bosna domine etmesi beklendiğinde küt bir alet gibi çalışıyor, sel gibi gol akıtmıyor.
Üstelik kadro da yamalı bohça: Muharemovic kırmızıdan cezalı, Dedic'in uyluk sorunu son ana kalmış, kalede ve orta sahada birkaç değişiklik gündemde. Bu, akıcı bir hücum tablosu vaat etmiyor.
Seattle'ın öğle güneşi tempoyu nasıl emer
Maç yerel saatle 12.00'de, güneşli ve 25 derecenin üzerinde başlıyor; oyun ilerledikçe ısı artıyor. Su molaları ritmi kesiyor, antrenörlere yeniden dizilme fırsatı veriyor.
Sıcak, hidrasyon araları ve kaybetme korkusunu üst üste koyun; ortaya dört gollü bir karnaval değil, temkinli ve az olaylı bir maç çıkıyor. İki taraf da galibiyeti istiyor ama yenilgiden çok daha fazla ürküyor.
Alternatif olarak Bosna'nın iki farklı kazanması (−1,5) cazip görünüyordu kuşkusuz — saha içi gücü düşünülünce. Ne var ki maçları bitiremeyen bir takım, iki farklı galibiyet için tam da yanlış at. O yüzden o ihtimali geçtim.













