Çekya — Güney Afrika: bir fark yetmez, fırtına öncesi sessizlik
Çekya için Atlanta'daki bu karşılaşma, turnuvanın devamı adına bir dönüm noktası. Güney Kore'ye 2-1 mağlup olan ve grupta sıfır puanla dibe vuran Çek ekibi, hocası Miroslav Koubek'in de dediği gibi “maksimum arzuyla” sahaya çıkacak. Beraberliğin kimseye bir faydası yok; bu bir hayatta kalma savaşı.
Orta sahanın çöküşü: Güney Afrika'nın can damarı kesildi
Güney Afrika'nın Meksika karşısındaki kabusu, bu maça iki ciddi cezayla geldi. Sphephelo Sithole ve Themba Zwane, gördükleri kırmızı kartlar nedeniyle kadroda yok. Sithole savunmanın önündeki dinamoydu, Zwane ise yaratıcılığın tek adresi. Bu iki oyuncunun yokluğu, Bafana Bafana'nın zaten kırılgan olan orta sahasını tamamen dengesiz hale getiriyor.
Meksika karşısında zaten hücumda tek bir pozisyon bile üretemeyen Güney Afrika, bu iki kilit isim olmadan topu ileri taşımakta ve rakibin baskısından çıkmakta büyük zorluk çekecek. Teknik direktör Broos'un eleştirilen 3-5-2 düzenine devam etmesi halinde, forvetler yine adada kalacak.
Çekya'nın yeniden doğuş planı: agresyon ve standartlar
Koubek, Kore maçının ardından yaptığı açıklamada “standartların bozulduğunu” ve takımın daha agresif, daha isabetli pas yapması gerektiğini söyledi. Sözlerinin arkasında duracağı kesin; kadroda Hložek, Sadílek ve Provod gibi daha teknik ve yaratıcı isimlere yönelmesi bekleniyor. Bu, Çekya'nın hücum varyasyonlarını artıracak bir hamle.
Çekya'nın en büyük kozu hiç şüphesiz duran toplar ve hava hakimiyeti. Krejčí, Souček ve Schick gibi uzun boylu, güçlü oyunculara sahipler. Coufal'ın taç atışları ve ortaları, Güney Afrika savunması için kâbusa dönüşebilir. Hele ki karşılarında, orta sahası iki eksik ve muhtemelen kafası karışık bir takım varken.
Güney Afrika basınında Broos'a yönelik yoğun bir tepki var. Eski futbolcular, takımın daha geniş oynaması ve Relebohile Mofokeng gibi yeteneklere şans verilmesi için bastırıyor. Ancak Broos'un bu kadar kısa sürede taktiği kökünden değiştirip değiştirmeyeceği büyük soru işareti. Meksika maçındaki dağınıklık tekrarlanırsa, Çekya'nın fizik gücü ve set oyunu Güney Afrika'yı ezecektir.
Bu karşılaşma, iki takım için de “ya hep ya hiç” anlamı taşıyor. Çekya, kaybettiği ilk maçın ardından hem psikolojik hem de taktiksel bir sınav veriyor. Güney Afrika ise turnuvaya veda etmemek için, sahaya en azından bir nebze olsun organize çıkmak zorunda. Ancak sahadaki oyuncu kalitesi ve eksikler düşünüldüğünde, Çekya'nın rahat bir galibiyete ulaşması sürpriz olmaz.
İlk maçta Kore karşısında iyi bir direnç gösteren ancak yaratıcılıkta zorlanan Çekya, Güney Afrika'nın dengesiz orta sahası karşısında bu kez farklı bir oyun planıyla sahada olacak. Schick ve Hložek gibi isimlerin ön planda olacağı bir maçta, ev sahibi statüsünde olmasa da “Avrupa’da oynuyor” psikolojisiyle Çekya’nın maça ağırlığını koyması bekleniyor.








