Avusturya — Ürdün: Piyasayı Uyutan Eksikler ve Gol Beklentisi Serabı
Bahis şirketlerinin bazı maçlara oran belirlerken sahici dünyadan kopup tamamen bir paralel evrende yaşadığını düşünmeden edemiyorum. Çizdikleri senaryoya bakarsanız; Avusturya sahaya çıkacak, Ürdün'ü daha ilk dakikadan paramparça edip maçı bir gol şölenine çevirecek. Üzerine bir de Ralf Rangnick'in takıma "Bu maçı mutlak bir final gibi oynamalıyız" minvalindeki direktiflerini koyunca piyasa iyice gaza gelmiş durumda. Oysa bu şaşaalı beklentilerin arkasında, her iki takımın da hücum tavanını yerle bir eden devasa gerçekler yatıyor. Sırf kağıt üzerinde bariz bir kalite farkı var diye, turnuvanın bu son derece gergin açılış maçında bahis bürolarının şişirilmiş gol beklentisine gözü kapalı inanmak, tam da onların aradığı cinsten bir saflık.
Gol Şovu Masalını Çöpe Atan Sakatlıklar
Gelelim bahis hatlarının inatla etrafından dolanıp görmezden geldiği o kritik meseleye: hücum hatlarını hastaneye çeviren ve üretkenliği baltalayan sakatlıklar. Avusturya tarafında Christoph Baumgartner'in yokluğu, basit bir orta saha eksikliğinden çok daha dramatik bir kayıp. Derin bir şekilde kapanacak olan bir takımı zekici koşularla açacak, ikinci topla ceza sahasına sızıp Avusturya'ya o çok ihtiyaç duyduğu oyun akışkanlığını katacak anahtar oyuncu maalesef sahada olmayacak. Onun eksikliğinde Avusturya hücumu, kapalı bir savunmaya karşı kafasını duvara vuran fazlasıyla tekdüze bir yapıya bürünme riski taşıyor.
Ürdün cephesine baktığımızda ise durum trajikomik bir hal alıyor. Turnuvayı kapatan Yazan Al-Naimat, onların ceza sahası içindeki açık ara en mühim bitiricisiydi. Şimdi ellerinde kalan hücum ve geçiş stratejisi, topu Mousa Al-Taamari’nin önüne atıp onun tek başına deparlarla bir mucize yaratmasını beklemekten ibaret. Koca bir milli takımın kıta aşırı bir turnuvadaki ana planını körü körüne tek bir adamın hızına bağlaması, skorbordda büyük rakamlar göreceğimiz inancını anında çürütüyor.
Pragmatizm Her Zaman Hayalleri Yener
Avusturya'nın son oynadığı hazırlık maçlarına şöyle bir göz atarsanız, gollü bir yıkım efsanesinin ne kadar altı boş olduğunu rahatça fark edersiniz. Tunus ve Güney Kore gibi disiplinli, inatçı ve çetin takımlara karşı izlediğimiz maçlar hiç de öyle güle oynaya geçmedi; her ikisi de zar zor koparılan, fazlasıyla sıkıcı ve terli 1-0'lık galibiyetlerdi. Yani Avusturya, karşısında kapanmayı az çok becerebilen bir takım gördüğünde şov yapmaktan ziyade işi rölantiye alıp skoru muhafaza etmeye odaklanıyor.
Biliyorum, bu noktada akılları çelebilecek şöyle ufak bir yanılsama var: Ürdün lehine artı handikap almak. Evet, kağıt üstünde baştan çıkarıcı duruyor; fakat oranların cazibesine kapılmadan önce durup düşünmekte fayda var. Rangnick'in öğrencileri o meşhur, pragmatik ve Alman stilindeki memur zihniyetleriyle kendilerini gram yormadan, sıradan ve ruhsuz bir 2-0'lık galibiyet alırlarsa o handikap kuponunuz anında çöp olur. Halbuki bu aynı sıkıcı galibiyet senaryosu, düşük skorlu maça yatırım yapanları tek damla terletmeden kazandıracaktır. Yüksek uçan romantik hayaller yerine, yere basan pratik gerçekleri tercih etmenin tam zamanı.








